Periyodik Tablo Hakkında Bilmediğiniz 10 Şey

Periyoduk tablonun elementleri hakkında bilmediğiniz on şey35 min


169
77 shares, 169 points

Muhtemelen daha önce elementlerin oluşturduğu periyodik tabloyu görmüşsünüzdür.  Belki hala rüyalarınıza giriyordur ya da belki de sizin için fen sınıfınızın daha sofistike görünmesini sağlamak için gerekli görsel arka plan gürültüsünden başka bir şey değildir. Bunlarla birlikte, bu rastlantısal rastgele bloklar koleksiyonunda sandığınızdan çok daha şey var.

Periyodik Cetvel Nedir?

Periyodik cetvel’in diğer adı periyodik tablodur. Doğada Fiziksel ve kimyasal özellikteki elementlerin periyodik benzerliğini ve değişim sürecini göstererek, elementlerin atom sayıları esas alınarak bir tablo oluşturulmasıdır. Bu tablo oluşturma esnasında satır ve sütunlar esas alınır. Atom sayıları oluşturulurken bu satır ve sütunlar esas alınır. Genellikle periyodik cetvel adı ile bilinse de periyodik çizelge, elementler tablosu gibi farklı isimler ile de ifade edilmesi mümkündür. Doğanın içinde bulunmakta olan birçok farklı elementin sistematik bir şekilde ifade edilmesi, bir bütün halinde görülmesi amacıyla sıralı bir şekilde oluşturulmuştur.  Bu sıralamalar belirli bir düzen içerisinde gerçekleştirilerek farklı kişilerin farklı dönemlerde çalışmaları ile günümüzdeki halini almıştır.  Sıralama esnasında yukarıdan aşağıya ve soldan sağa bir sistem uygulanmaktadır. Bu sistemde her bir satıra periyot adı verilmektedir. Bu periyodik satırlarda bulunan periyotlar bir atomun element içerisinde olan en yüksek enerjisini göstermektedir.

Periyodik Tabloda Sıralama Esasları

Periyodik tabloda yukarıdan aşağıya doğru inildikçe elektron sayısı artış gösterir. Aşağıdan yukarıya çıkıldıkça ise elektron sayısında azalma olur. Periyodik tabloda yer alan elementler arasında aynı sütunda bulunanlar kimyasal olarak benzerlik göstermektedirler. Bu nedenle yan yana olanlar ve aşağıdan yukarı sıralananlar kendi içerisinde bir bağlantıya sahiptir. Periyodik tablo’nun sıralanması ve elementlerin belirlenmesi değişik dönemlerde olmuştur. Gün geçtikçe güncellenerek şu an ki halini almıştır.

Periyodik Tablo’nun Tarihçesi

İlk olarak periyodik çizelge ile ilgili çalışmalara Alman bilim adamı Johann Wolfgang Döbreirer başlamıştır. Önceki dönemde böyle bir sınıflandırma olmaması nedeniyle bilim insanları böyle bir tabloya ihtiyaç duymuştur. 1860’lı yıllara kadar yalnızca 60 tane elementin doğada yer aldığı bilinmekteydi. Bu elementler arasında da bazı benzerlikler olduğu bilim insanlarının yaptığı çalışmalar sonucu ortaya çıkarılmıştı. Döbereiner yapmış olduğu çalışma ile periyodik tabloyu üçerli gruplar halinde sınıflandırmıştı. Benzer özellikteki elementlerin gruplandırmasını yapan bilim adamından sonra John Alexan Newlands yeni bulgular elde etti. Üçerli gruplamalardan sonra her sekiz elementte bir benzer özelliklerin tekerrür ettiğini fark ederek yeni bir periyodik tablo çizdi. Bu tabloya göre belirli özellikleri benzer olan elementler aynı sırada yer aldı. Yapmış olduğu bu sıralama Oktavlar Kuralı Yasası olarak bilim dünyasında anılmaya başladı. Ancak Newlands’ın bulmuş olduğu bu yasa bazı bilim adamları tarafından kabul görmedi.  Çünkü bulunan yasa bazı durumlarda yanlış çıkmaktaydı. Özellikle Kalsiyumdan sonra yer alan elementler Oktavlar Yasası ile uyuşmamaktaydı.

Oktavlar Kuralı Yasasına Karşı Görüşler

Birbirinden bağımsız olarak bu yasayı inceleyen Alman kimyacı Lothar Meyer ve Rus kimyası Dimitri Mendeleev yasada bazı eksikleri fark etmişlerdir. Bu eksikleri düzelterek yeni bir tablo ortaya çıkaran Alman kimyacının tablosu çok fazla kabul görmemiştir. Kabul görmemesindeki en önemli sebep kimyasal özellikler yerine elementlerin fiziksel özelliklerinin baz alınmasıydı.  Rus kimyacı Mendeleev ise yapmış olduğu periyodik tabloda bazı yeniliklere kapı aralamıştır. Özellikle elementlerin sembollerinin bulunduğu kartları yatay bir şekilde sıralayarak yeni bir sistem geliştirmiştir. Ancak Rus bilim adamı da bazı elementlerin tespitini doğru bir şekilde yapsa da bazılarında yanlış kuramları bulunduğu için kimyacılar tarafından eleştirilmiştir.

Günümüzdeki Periyodik Tablo’nun Temeli

Şimdiye kadarki çalışmalar Periyodik Çizelgenin ön çalışmaları olarak bilim dünyasında yerini almıştır.  Mendeleev’den sonra çalışmalara devam eden Henry Moseley günümüzde kullanılmakta olan periyodik çizelgenin temellerini atan isim olmuştur. Özellikle Mendeleev tarafından yapılmış olan çizelge’de bulunan eksikler ve hatalar Moseley tarafından düzeltilerek periyodik tabloda sıralamalar yapılmıştır. Bu sıralamalarda kullanılan esas atom numaralarıdır. Moseley’in yapmış olduğu çalışmalarda elementlerde yan yana olanlar artan atom sırasıdır. Yukarıdan aşağıya doğru olan elementler ise benzer özellikleri bulunan elementleri kapsamaktadır. Moseley’e göre periyodik cetvelde yer alan dikey sütunlar grup olarak adlandırılırken yatay olanlar periyot adı altında isimlendirilmiştir.

Periyodik Tabloda Bulunan Periyotlar

Periyodik çizelgede bulunan periyotların sayısı 7’dir. Sağdan sola doğru gidildikçe periyodik değişim adı verilen bir özellik değişimi olmaktadır. 6. Periyot en uzun periyottur. 32 elemente sahip olması ile birlikte 14 tane elementin aşağıdaki satıra geçtiği bilim adamları tarafından saptanmıştır. 14 elementin aşağı taşınması ile birlikte ilk elemente lantan adı verilmiştir. Lantan elementi ile başlayan seri Lantanit Serisi adını almıştır.  Yedinci periyotta yer alan bölümlerde ilk element ise aktinyumdur. Bu elementin adını alan serinin adı ise Aktinit Serisi olarak adlandırılmıştır.

Periyodik Tabloda Yer Alan Gruplar

Periyodik tabloda 4 adet grup vardır. Bunlar Alkali Metaller, Toprak Alkali Metaller, Halojenler, Soy gazlar adı altında anılmaktadır. Grup adı ile anılanlar periyodik çizelgede yer alan sütunlardır.  Bu sütunlar 2 farklı şekilde adlandırılmaktadır. Bunlardan birincisi 1 ile 18 arasında yer alan sayılar olmakla birlikte ikinci olarak adlandırılan grup harfler ve rakamlardır. Buna göre Alkali Metaller 1A, Toprak Alkali Metaller2A, Halojenler 3A, Soy gazlar 8A adı ile anılır.

Periyodik Tablo’daki Grupların Özellikleri

İlk olarak Alkali Metaller bulunmaktadır. Hidrojen dışındaki elementlerin oluşturmuş olduğu gruptur. Oluşturduğu elementler; Na, Li, Cs, K, Rb, Fr’dir.+1 yüklü iyonlar oluşturarak kuvvetli bir haldedirler. İstisnalar dışında iyonik bir bileşene sahiptirler. Parlak bir özelliğe sahiptir.  diğer metaller set olmasına rağmen Alkali Metaller yumuşak bir formdadır. Ayrıca erime ve yoğunluk anlamında oldukça düşük bir noktadadırlar. Sıcak günlerde sıvı halde bulunmaktadırlar. Bunun nedeni Sezyumun erime noktasının düşük olmasıdır.  Ayrıca ateşe tutuldukları zaman farklı renkler oluşturmaktadırlar. İyonlaşma enerjileri anlamında en küçük olanlardır ancak çap bakımından en büyük çapa sahip olanlardır.

İkinci sırada Toprak Alkali Metaller bulunmaktadır. periyodik cetvelde bulunan 2A grubu tamamen bu bölümde yer alır. +2 yüklü iyonlar oluşturmaktadırlar. Bu gruptakiler genellikle beyaz renktedir. Alkali metaller göz önünde bulundurulduğu zaman daha düşük kaynama ve erime noktasına sahiptir. tepkimelere girme konusunda alkali metallerden daha az tepkimeye girerler.

Üçüncü sırada yer alan grup ise Halojenler adı ile anılan 7A grubudur. Bu grupta bulunan elementler flor, klor, brom ve iyot olarak isimlendirilmişlerdir. Bu grup özel bir element sınıfı olmakla birlikte ametallere aittir. Grubun elementleri tepkimeye girmeye daha yatkın bir yapıdadır. elektron alma noktasında en yüksek element grubudur. İyonik tuzları oluşturmaktadırlar. Bunun için metaller ile tepkimeye girerler. Gruptaki elementlerin erime ve kaynama noktası yukarıdan aşağıya doğru artış gösterir.  Doğada bulunma şekli mineral halindedir. En önemli özellikleri ise Halojenler en zehirli ve tehlikeli yapıdaki elementlerdir.

Dördüncü ve en son sırada yer alan element grubu ise Soy Gazlardır. 8A grubunda bulunur ve oluşturduğu grup elemanları Ne, He, Ar, Kr, Xe ve Rn’dir.  Bu gruptakiler doğada element halinde bulunmaktadırlar.  Gaz halindedirler.  Metallerle, ametallerle ve birbirleri ile bileşik oluşturmamaktadırlar. Soy gazlar tepkimeye girerken bir sıra izlerler. İzledikleri bu sıra şu şekildedir; Ne>He>Ar>Kr>Xe>Rn reaksiyona girme konusunda pek eğilimli değillerdir.

Türkçe olarak 8 kuralı olarak adlandırılan Oktet kuralı elementlerin bileşik meydana getirme esnasında yörüngelerinde bulunan elektron sayılarını soy gazlar ile benzer kılmak için sekize getirmeleri olarak adlandırılır. Dublet kuralı ise Atomların Ne ve Ar gibi son katmanında 8 elektron olacak şekilde reaksiyona girmesi olarak adlandırılmaktadır. Yani amaç elektron sayısını ikiye tamamlamaktır.

Periyodik Tablo Yapılırken Sınıflandırma

Periyodik tablo 4 sınıfa ayrılmaktadır. Bu ayrıldıkları sınıflar şu şekilde sıralanırlar. Elementler, Ametaller, Metaller, Yarı metaller ve Soy gazlardır.

Metaller periyodik çizelgede en fazla elemente sahip olan sınıftır.

Hidrojen dışında 1A, 2A, 3A ve de B gruplarının tamamında bulunan elementler metaller olarak adlandırılmaktadır.  Cıva dışında tamamı 25 derece oda sıcaklığına kadar katı halde bulunmaktadır. Isıyı çok iyi iletmektedir. Katı ve sıvı halde bulunanlar elektriği iletmede iyidir. Parlak renktedirler. İşlenerek kolayca farklı alanda kullanılabilirler. Özellikle tel ve levha haline getirilmesi mümkündür. Ametallerle birleşik oluşturmaktadırlar. Bu bileşikler esnasında elektron vererek katyon iyonunu meydana getirirler. Erime ve kaynama noktaları oldukça yüksektir.

Ametaller ise esasen metaller ile zıt özelliklere sahiptir. Periyodik cetvelde bulunan 4A, 5A, 6A ve 7A gruplarındaki elementlerinin oluşturduğu sınıftır. Oda sıcaklığında 25 dereceye kadar katı, sıvı ve gaz halde bulunmaları mümkündür. Normal koşullar altında elektriği ve ısıyı iletmemektedirler. Ancak bunun bir istisnası bulunur. Bu da grafittir. İşlenmeleri oldukça zordur. Bunun nedeni ise kırılgan olmalarıdır. Kendi sınıfında bulunan elementler ile bileşik oluşturabilirler. Bu sayede ortak bir şekilde elementlerin kullanımı mümkün kılınmaktadır.

Yarı Metaller Periyodik Çizelge’de üçüncü sırada bulunurlar. Oluşturdukları maddeler bor, silisyum, germanyum, arsenik, antimon ve tellür adlı elementlerdir. Periyodik çizelgede bulunma şekilleri bir zig zag’ı andırmaktadır. Yapıları anlamında ametallere benzerler ancak görünüş bakımından metallerle aynı görünümdedirler.. bu nedenle bilim dünyasında ametallerin alt sınıfı olarak kabul edilmektedirler. Özellikleri ise yarı metaller ametallerle bileşik oluşturabildikleri gibi ametallerle de alaşım oluşturabilirler. Renkleri genellikle parlak bir haldedir. Yarı metaller işlenebilir bir haldedir. Metallerden az olsa da ısıyı iletmeleri mümkündür. Oda sıcaklığında katı halde bulunan bir yapıya sahiptirler. Bir başka önemli özellikleri ise yarı metallerin erime ve kaynama sıcaklıklarının düşük seviyede olmasıdır.

Periyodik Çizelgede yer alan en son sınıf Soygazdır. 8A elementlerinin oluşturmuş olduğu sınıftır. Genellikle periyodik cetvelde ametal gibi gösterilse de ametallerin özel bir grubu olduğu bilim dünyasında kabul gören genel bir görüştür. Elektriği ve ısıyı iletmemeleri ile bilinirler. Laboratuvar koşulları altında ametaller ile bileşik oluşturmaktadırlar. Oda ısısında otomlu gaz halinde bulunan tek gruptur. En dış katmanında bulunan elektron sayısı 8’dir.

Periyodik Cetvel’in Önemli Faydaları

Periyodik cetvelin en önemli faydası bilim insanlarının ve bu konu ile ilgilenenlerin kolaylıkla tabloya bakarak bazı konularda direkt bilgi sahibi olmalarıdır. Grupların hangi özelliklere sahip olduğunu bilerek iyi bir tablo okuyucusu olmak mümkündür. bu saye periyodik cetvel insan hayatını kolaylaştırmaktadır. Periyodik tabloda bazı sıralamalarda özelliklerin artması ya da azalması mümkündür. Buna periyodik özellikler denilmektedir. Periyodik özellikler atom yarı çapı, iyonlaşma enerjisi, elektron ilgisi, elektronegativite ve metalik ile ametalik özellikler olarak bilinmektedir.

Atom yarı çapı elektronların kesin olmayan dağılımlarını ölçmedeki zorluk sebebiyle ortaya çıkmıştır. Tanım olarak birbirine kimyasal olarak bağlı aynı cins iki atomun çekirdekleri arasındaki uzaklığın yarısıdır olarak formüle edilir.

İyonlaşma enerjisi ise gaz halinde bulunan atomdan elektron uzaklaştırmak için verilmiş olan enerji olarak tanımlanır.

Elektron ilgisi olarak tanımlanan ise gaz halindeki atomun elektron yakalaması esnasında açığa çıkmış olan enerjidir.

Elektronegativite ise atomun kimyasal bağda bağ yapan elektronları kendisine çektiği güç olarak tanımlanır.

Son olarak metal ametal özellikler periyodik cetvelde bulunan geçiş sürecini adlandırmak amacı ile kullanılır.

Periyodik tablo ve ayrıntılara sahip olan elementleri asla tahmin edemeyeceğiniz özelliklere sahiptir. Kökenlerinden yeni eklemelere kadar, işte periyoduk tablonun elementleri hakkında bilmediğiniz on ilginç bilgi:

10-Mendeleev Yardım Aldı

Mendeleev Yardım Aldı - Periyodik Tablo Hakkında Bilmediğiniz 10 Şey
Mendeleev Yardım Aldı – Periyodik Tablo Hakkında Bilmediğiniz 10 Şey

Periyodik tablo 1860’da gür sakallı Dimitri Mendeleev tarafından yaratıldığı zamandan beri kullanılmaktadır. Çoğu insan Mendeleev’in tabloyu tek başına  hazırladığını ve yüzyılın deha kimyacısı olduğunu düşünüyor.  Ancak,  Mendeleev bu muazzam elementler listesini tamamlamak için birkaç Avrupalı bilim adamı tarafından da yardım aldı.

Mendeleev , yaygın bir şekilde periyodik tablonun babası olarak bilinir, bu ünvanı hak etmiştir de, ama bulduğu her elementi de insanların bilgisine sunmamıştır.

9-Yeni Eklemeler

Yeni Eklemeler - Periyodik Tablo Hakkında Bilmediğiniz 10 Şey
Yeni Eklemeler – Periyodik Tablo Hakkında Bilmediğiniz 10 Şey

İster inanın ister inanmayın, periyodik tablo 1950’lerden beri pek değişmedi. Fakat 2 Aralık 2016’da dört yeni element eklenmiştir: nihonium (element 113), moscovium (element 115), tennessine (element 117) ve oganesson (element 118). Bu yeni elementler  Haziran 2016’da seçildi, ancak periyodik tabloya resmen katılmadan önce beş aylık bir değerlendirme sürecini geçmek zorunda kaldılar.

Bu yeni keşfedilen elementlerin her biri, onları belgeleme çabalarından ötürü Rus nükleer fizikçi Yuri Oganessian’ı onurlandırmak için adlandırılan oganesson hariç, keşfedildikleri şehir veya devletin adını aldılar.

8-J Harfi Yok

Periyodik Tabloda J Harfi Yok
Periyodik Tabloda J Harfi Yok

İngiliz alfabesinde tam 26 harf vardır ve hepsi de önemlidir. Ama Mendeleev’e göre bir önemsiz harf var ki, bu harfi periyodik tabloda hiç kullanmamış. Ne yazık ki,  “J” harfinin periyodik tabloda yeri yoktur.

7-İnsan Yapımı Elementler

İnsan Yapımı Elementler - Periyodik Tablo
İnsan Yapımı Elementler – Periyodik Tablo

Periyodik tabloda, öğrendiğiniz gibi, 118 element var. Bu 118’den kaçının insan yapımı olduğunu tahmin edebilir misini? 118 toplam elementten 90 adedi doğada kendiliğinden bulunabilmektedir. Peki, 28 insan yapımı element nasıl olabilir? Bilim adamları, 1937’den beri elementleri sentezliyor ve buna günümüzde de devam ediyorlar. Bu elementlerin hangileri olduğunu merak ediyorsanız, periyodik tabloda 93-118 aralığına bakmanız yeterlidir.

Tam açıklama gerekirse: Bu aralıkta doğada çok nadir bulunan birkaç element daha vardır ve bunlar hemen her zaman bilim adamları tarafından laboratuarlarda elde edilebilir. Bu elementler 43, 61, 85 ve 87 numaralı elementlerdir.

6-137

7 inci Element - Periyodik Tablo
7 inci Element – Periyodik Tablo

Yirminci yüzyılın ortalarında, Richard Feynman’ın ismiyle tanınan bir bilim adamı, dünyadaki bütün bilim adamlarını büyük merakta bırakan bir açıklama yaptı. Eğer 137. elementi keşfedersek, proton ve elektronlarını ölçmenin bir yolu olmayacağını söyledi. Teorik olarak, 137. Element keşfedilseydi, 137 elektronu ve %100 foton absorbe etme özelliği olurdu. Elektronlar yörüngede ışık hızında dönebilirlerdi hatta daha da çılgıncası, dönüşleri ışık hızını bile geçebilirdi.

137 sayısı aynı zamanda teorik olarak fiziğin üç önemli alanını birleştirebilir: ışığın hızı, kuantum mekaniği ve elektromanyetizma. 1900’lü yılların başlarından beri, fizikçiler 137’nin Büyük Birleşik Teori’nin merkezinde yer alabileceğini söylemişlerdi ki bu da yukarıda bahsedilen üç alanın tümünü kapsayabilirdi. Kuşkusuz ki, bu düşünce kulağa 51.Bölge veya Bermuda Üçgeni kadar delice geliyor.

5-İsimleri Nereden Geliyor?

Periyodik tablo elemntlerin İsimleri Nereden Geliyor?
Periyodik tablo elemntlerin İsimleri Nereden Geliyor?

Neredeyse tüm elementlerin isimlerinin, fark edebileceğinizden daha fazla anlamı ve önemi vardır. İsimleri sadece keyfi olarak seçilmemiştir.

Devam edersek, element isimlerinin kökenleri genellikle beş ana kategoriden birine girer. Kategorilerden bir tanesi ünlü bilim adamlarıdır; einsteinium buna klasik bir örnektir. Elementler ayrıca belgelendikleri yerler için de adlandırılabilir, örn. germanyum, americium, galyum, vb. Gezegen gibi göksel cisimler de bir seçenek. Örneğin uranyum, ilk olarak Uranüs gezegeni gözlendikten sonra keşfedildi. Elementler mitolojiden de seçilebilir. Buna örnek olarak, yunan tanrılarından sonra adlandırılmış olan titanyumu ve iskandinavya gök tanrısından sonra adlandırılmış toryumu verebiliriz.

Son olarak, elementlerin özelliklerini açıklayan isimler de vardır. Argon, “tembel” ya da “boş” anlamına gelen Yunanca argos kelimesinden türetilmiştir. Argonu şu an en tembel element olduğunu varsayabilirsiniz. Bromin, bir diğeridir, Yunanca bromos kelimesi “koku” anlamına gelir, bu da brominin yaydığı kokuyu açıklar

4- Tuhaf İlham Kaynağı

Tuhaf İlham Kaynağı
Tuhaf İlham Kaynağı

Eğer kart oyunlarına ilgi duyuyorsanız, bu gerçek tam size göre. Mendeleev tüm öğeleri bir şekilde sıralamak zorundaydı ve bunu yapmak için sistematik bir yaklaşıma ihtiyaç duyuyordu. Bu yüzden, tabloyu kategorilere ayırmak için solitaire oyununa döndü. Mendeleev, her bir öğenin atomik ağırlıklarını ayrı indeks kartlarına yazdı. Elementleri belirli özelliklere göre yığarak takımlar oluşturdu. Daha sonra, kolaylıkla bu kategorik elementleri atom ağırlıklarına göre sütunlara yerleştirebildi.

Bir çok insan normal bir solitaire oyunundan kolaylıkla geçemez, bu yüzden seviye 1000’de oynayan Mendeleev gerçekten çok etkileyici.

3-Soygazlar Giremez

Soygazlar Giremez
SoygazSoygazlar Giremezlar Giremez

Argon’u, elementler arasındaki en tembel ve en sıkıcı unsur olarak sınıflandırdığımızı hatırlıyor musunuz? Mendeleev de aynı şekilde hissetti. Argon ilk olarak 1894’te izole edildiğinde, Mendeleev’in tablo için yarattığı sütunların hiçbirine sığmadı, bu yüzden Mendeleev ekleme yapmak için bir yol bulmak yerine onun varlığını inkar etmenin daha iyi olduğuna karar verdi.

Daha da şok edici olan, argon elementi bu konuda yalnız değildi. Kategorize edilmemiş argonun yanı sıra, radon, neon, kripton, helyum ve ksenon da Merdeleev tabloda onlara yer bulamadığı için dışlandılar. Yıllarca süren düzenlemeler ve yeniden sınıflandırılmalardan sonra bu elementlerde tablodaki yerlerini ‘’Soy Gazlar’’ olarak aldılar.

2-Bileşik Romantizmi

Bileşik Romantizmi
Bileşik Romantizmi

Bu madde, tüm romantikler için. Periyodik tablonun bir kopyasını alır ve tüm karmaşık ve nispeten gereksiz orta sütunları keserseniz, eksik elemanları olan periyodik bir tablo elde edersiniz. Grup IV’ün ortasını bir kez katlayın ve bom – hangi elementlerin birbirleriyle bileşikleri oluşturabildiğini öğrendiniz.

Tabloyu katladığınızda birbirine bağlı olarak kaynaşmış olan elementler ‘’öpüşüyormuş’’ gibi bir görüntü verir. Bu elementler, birbirleriye kombinasyon oluşturabilecek tamamlayıcı elektron yapılarına sahiptirler. Bu, Romeo ve Juliet’den, hatta Shrek ve Fiona’dan daha gerçek bir aşk değilse, o zaman aşkın ne olduğunu bilmiyorum demektir.

1-Karbon’un Kuralları

Karbon’un Kuralları - Periyodik Tablo
Karbon’un Kuralları – Periyodik Tablo

Karbon şovu çalmak üzere. Karbon hakkında bir şeyler bildiğini düşünüyorsun, ama yanılabilirsin. Bu kötü çocuk, sandığından çok daha fazlasını yapabilir. Canlı organizmaların ağırlığının yüzde 20’sinin karbon olduğu gerçeğine ne dersiniz? Ayrıca vücudundaki her karbon atomu bir zamanlar atmosferin karbon dioksit fraksiyonunun bir parçasıydı. Karbon pratik olarak sadece süper bir element olmakla kalmaz, aynı zamanda tüm evrende dördüncü en bol elementtir.

Eğer periyodik tablo bir parti olsaydı, emin olun ki karbonla takılmak isterdiniz. Kendisi aynı zamanda elmasların da ana maddesi.

Bir önceki yazımız olan Dünyaya Bakışınızı Değiştirecek 10 İlginç Bilgi başlıklı makalemizde Günlük Hayata Bakışınızı Değiştirecek 10 İlginç Bilgi, Hayata bakışınızı değiştirecek 10 Güçlü Bilgi ve Listeler hakkında bilgiler verilmektedir.


Beğendin mi? Arkadaşlarınla Paylaş O Zaman!

169
77 shares, 169 points

Sizin Tepkiniz Nedir?

Üzgün! Üzgün!
17
Üzgün!
SEVİMLİ! SEVİMLİ!
22
SEVİMLİ!
BERBAT! BERBAT!
13
BERBAT!
HOŞ DEĞİL! HOŞ DEĞİL!
13
HOŞ DEĞİL!
ÇOK HOŞ! ÇOK HOŞ!
31
ÇOK HOŞ!
KOMİK! KOMİK!
27
KOMİK!
BEĞENDİM BEĞENDİM
37
BEĞENDİM
İYİ İYİ
27
İYİ
İDARE EDER! İDARE EDER!
39
İDARE EDER!
MaddeveBosluk

Madde ve Boşluk iç içe yaratılmışken İNSAN nasıl olurda salt madde peşinde koşar....!

5 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  1. Periyodik tablo çok özel bir şey, uzun süredir çıkan kimya çalışmalarından sonra en başarılı tablo periyodik tablo oldu zaten.

  2. periyodik tablo kimyacıların geçmişten günümüze tüm gelişmelerini gösteren en öz tablo yani içinde o kadar çok detay var ki…

Bir format seçin
Kişisel Test
Kişiliğe dair bir şey ortaya çıkarmayı amaçlayan sorular dizisi
Basit Test
Bilgiyi kontrol etmek isteyen doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi
Anket
Karar vermek veya görüş belirlemek için oylama yapmak
Serbest Yazı
Yazılarınıza Görseller Bağlantılar Ekleyebilirsiniz
Liste
Klasik İnternet Listeleri
Geri Sayım Listesi
Klasik İnternet Geri Sayım Listeleri
Açık Liste
Kendi öğenizi gönderin ve en iyi sunum için oy verin
Oylanabilir Liste
En iyi liste öğesine karar vermek için yukarı veya aşağı basın
Fotoyla Anlatım
Kendi resimlerinizi yükleyin ve birşeyler anlatın
Video
Youtube, Vimeo veya Vine Kodları
Ses
Soundcloud veya Mixcloud İçerikleri
Görsel
Fotoğraf veya GIF
GIF
GIF Formatı